Bu yazımızda geçtiğimiz hafta sonu yaşanan Terra ağı çıkışlı stabil para birimi UST’nin hikayesini anlatmaya çalışacağız.

Ödeme sistemleri üzerine uzmanlaşmaya çalışan Terra blokzinciri tarafından çıkarılan stabil para UST, geçtiğimiz hafta sonunda yaşanan ataklardan dolayı ABD dolarına olan çıpasını kaybetti. Gelin önce hızlıca stabil para nedir kavramına bakalım, arkasından UST’deki temel sorun neydi ona yanıt arayalım.

Neydi stabil paralar? USDT, USDC, DAI… Farkları ne?

Stabil para, değeri belirli bir itibari paraya çıpalanmış para demek (İngilizce de ‘peg’ çakılmış, çivilenmiş anlamında kullanılıyor). İtibari para dediğimiz, ingilizcede fiat para olarak geçen, merkez bankaları tarafından çıkarılmış paralar. Aslına bakarsanız stabil para pazarının neredeyse tamamı ABD Dolarından oluşuyor.

Stabil paralar önemli, zira merkeziyetsiz dünyanın ihtiyaç duyduğu likiditeyi sağlıyorlar. Yatırımcılar için de BTC, ETH gibi temel kriptoparaların dalgalı dünyasında paralarını park edecekleri güvenli bir liman işlevi görüyorlar. Bir yandan da onlara kullandırdıkları bu likidite karşılığı güzel bir kazanç kapısı sağlıyorlar.

Stabil paralar içinde en büyük grup, USDT, USDC ve BUSD’nin başını çektiği, arkasında gerçekten bir para bulunan paralar. Ne demek bu? BUSD’nin basımına aracılık eden Paxos, bastığı her BUSD karşılığı ABD’de bankalara o kadar dolar yatırıyor. USDC de benzer şekilde parasının çok büyük bir kısmını bankada nakit tutuyor (ufak bir kısım ABD bonosu da var). USDT’nin durumu ise karışık. Onlar basılan paraların karşılığında şirket tahvili tutuyorlar yani %100 bankada para yok. Bu paraları kuran ve basanların hepsinin merkezi yapılar olduğunu aklımızda tutalım.

Bu grubun yanında bir de arkasında itibari para değil de kriptopara olanlar var, ki bu grubun başını DAI çekiyor. MakerDAO denen merkeziyetsiz bir yapı tarafından yürütülen DAI’de, basılan her paranın arkasında DAI’nin değerinin çok daha fazlası miktarda kriptopara var.

Yazımızın konusu olan UST ise yukarıdaki iki gruptan da farklı bir yol izliyor. Gelin şimdi ona bakalım:

Peki ya UST?

UST ise algoritmik bir stabil para. Ne demek bu? Arkasında bir itibari para ya da DAI’de olduğu gibi basılandan fazla miktarda bir kriptopara yok. Bunun yerine bire bir Terra ekosisteminin temel parası (coini) olan LUNA var.

Sistem kısaca şu şekilde çalışıyor: UST almak isteyen, LUNA’sını gönderiyor. 100 dolar tutarında LUNA mı gönderildi, karşılığında 100 UST basılıyor ve alınan LUNA da yakılıyor. Yarın öbür gün, UST’nizi bozdurmak mı istiyorsunuz? 100 dolar tutarında LUNA basılıyor ve gönderdiğiniz UST yakılıyor.

Niye UST’ye ihtiyaç duyuluyor?

Piyasada o kadar stabil para var. Bir de UST gerekli mi? Terra’nın ödemeler üzerine uzmanlaşmış bir blokzincir olması nedeniyle likit ve kendi sisteminin ihtiyaçlarına göre esneklik gösterebilecek bir para birimine ihtiyacı var. Eğer USDC, USDT gibi bir para kullanmak isteseydi bunun karşılığında bir ödeme yapması gerekecekti. UST için ise öyle bir ödeme yapmasına gerek yok. Talep oldukça LUNA karşılığı basabilir. Eğer insanlar da bu sistemi kabul edip UST kullanırlar ise ne ala. İyi da insanlar niye kullansın?

Teoride, Terra sisteminin ileride büyüyeceği ve yaygınlaşacağına inanıyorsanız, üzerine kurulu uygulamaları kullanmak için UST’yi kabullenebilirsiniz. Ancak başlangıçta böyle bir durum yok. Yumurta tavuk sarmalına girdik. Peki ne yapmalı? DeFi’nin zamanında uyguladığı teşvik sistemi ile UST’nin kullanımını yaygınlaştırmalı.

Terra sistemi, UST’nin kullanımını yaygınlaştırmak için ağız sulandıracak bir teşvik kullandı. Anchor protokolü adı verilen bir kredi uygulaması ile sisteme yatırılan UST’lere tam %20 faiz vermeye başladı. ABD’de dolar faizlerinin 0’lara yakın olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. %20 faiz inanılmaz!

Nitekim de istenen gerçekleşti ve ilk kurulduğundan bugüne yaklaşık 18 ayda piyasadaki UST’lerin toplamı 18 milyar ABD Dolarına geldi.

Son yaşananlar neler?

UST aslında bugünlere gelmeden önce bir büyük badire atlattı. 2021 yılının Mayıs ayında değeri bir ara 0.96 ABD Dolarına düşse de sonrasında toparlandı.

UST’nin bu kadar genişlemesi bir anlamda LUNA’ya da yaradı. İnsanların %20 faiz beklentisi ile UST almak için, LUNA vermeleri gerekiyordu. Bu LUNA’ya ciddi bir talep doğurdu. Bir taraftan da verilen LUNA’lar yakıldığı için LUNA’nın arzı azalıyordu. Bütün bunlar sonucu LUNA’nın değeri 1 ABD Dolarından Nisan ayı başında 112 ABD Dolarına kadar yükseldi.

İyi ama bu bir sarmal. Yukarı doğru iyi gidiyor da; ya terse dönerse? İnsanlar bir gün UST’ye olan güvenlerini kaybedip paralarını geri verirlerse, karşılığında onlara LUNA verilecek, onlar da aldıkları LUNA’ları piyasada satacaklar ve LUNA fiyatı düşecek.

İşte Terra kurucuları, bu döngüyü kırmak için yüzyıllardır merkez bankalarının kullandığı bir yöntemi uyguladılar. Merkez bankaları paralarının değerini savunmak için depolarında cephane bulundururlar. Bunlar genelde başka ülke paraları ve en çok da altın olur. Kripto dünyasının altını ne? BTC tabii ki. Terra da, UST hazinesinde tutmak üzere 10 milyar ABD Doları tutarında BTC alacağını açıkladı. Aradan geçen zaman da ise yaklaşık 3 milyar ABD Doları tutarında bir BTC’yi de satın alıp kasaya koydu.

Görünen o ki bu hamle yeterli olmamış. Geçtiğimiz hafta FED’in açıklamaları sonrasında bir düşüş yaşayan kripto pazarında, hafta sonuna doğru ciddi bir şekilde UST satışları yaşandı. Bu durum sonrasında UST ABD Dolarına olan çıpasını kaybetti. (Olayın detaylarını haberlerde okuyorsunuz. Yazıyı uzatmamak için detaylarına girmiyoruz ancak arzu edenler güncellenen şu linkten neler olduğunu takip edebilir). Bu yazının yazıldığı saatlerde değeri hâlâ 0.80 ABD Doları seviyelerinde idi.

İşin özü güven

Stabil paraların merkeziyetsiz finansın temel taşı olduğunu söylemek gerek. Bu nedenle, kulanıcılara vereceği güven çok ama çok önemli. Yatırımcı zaten kullandığı uygulamalarda belli bir getiri beklentisi ile yeterince risk alıyor. Bunu yaparken sahibi olduğu stabil paranın yarın öbür gün kendisine aynı miktarda değer olarak döneceğini düşünüyor.

BUSD, USDC gibi paralarda bu güven ‘bakın, basılan tokenin arkasında bankada para var’ söylemi ile geliyor. USDT’nin bu anlamda eksikleri var, ama o da ilk olmanın avantajı ile özellikle merkezi borsaların defacto para birimi haline geldi. DAI deseniz arkasında fazla fazla teminat var (ki teminatın kriptopara olması onu bir parça riskli yapıyor elbette, özellikle ani düşüşlerde).

UST ise bir algoritmik para olarak farklı bir noktada.

Öncelikle algoritmik stabil paraların henüz deneysel olduğunu belirtmekte fayda var. Pekçok eski uygulama (Basis gibi) başarılı olamadı. Hâlâ sürenlerden Ampleforth 1 ABD doları civarında gezinse de yaklaşık 100 milyon ABD Doları piyasa değeriyle geniş kesimlere ulaşamadı.

Bu paraların uzun vadede başarılı olmaları geniş kesimlerce kabul görmelerine bağlı. Ödemelerde kullanılması, uygulamaların bu parayı kabul etmesi lazım. Bu nedenle öncelikle Terra sisteminin kullanımının artması ya da UST’nin başka blokzincirlere açılması gerekir (bu konuda Terra’nın Avalanche ve Evmos ile kullanım üzerine anlaşmalar yaptığını biliyoruz). Yüksek faiz vererek UST basımını artırabilirsiniz ama insanlar bu parayı alıp faize yatırıyorlar ise bu kullanım anlamına gelmez

Kısa vadede ise yukarıda bahsettiğimiz başarının gelebilmesi için LUNA’ya olan güvenin tam olması lazım. Yüksek faiz vererek para basımı sürdürülebilir bir yöntem değil. Anchor protokoldeki 18 milyar ABD Doları için yıllık 3.6 milyar ABD Doları faiz ödemesi yapacaksınız. Bunu da efektif olarak LUNA basarak karşılayacaksınız.

Kısa vadede yüksek faiz ile hormonlu büyümeye çalışmak oldukça riskli bir hareket. Bir de bunun üzerine UST’ye yapılan ataklara karşı Terra’nın aldığı önlemlerin şeffaf olmaması güveni daha da zedeledi. Piyasadan yüksek miktarda UST çekilmesine karşı Terra’nın cevabı, yaklaşık 1.5 milyar ABD Doları karşılığı bir parayı OTC masası dediğimiz büyük işlemli gruplara vermek ve onlara ‘UST’yi koruyun’ demek oldu. Bu para nasıl kullanıldı tam olarak belli değil (OTC masaları blokzincir üzerinde değil, merkezi borsalar üzerinden harcama yapıyorlar o nedenle takip edilemiyor). Şeffaflığın olmadığı yerde söylenti ve korku başlar. Yaşananların bir nedeni de bu.

Sonuç

Merkeziyetsiz sistemlerin oyuncularının izlemesi gereken temel yol merkeziyetsizleşmek olmalı. Başlangıçta büyüme aşamasında kurucu ekibin merkezi olması hoş görülebilir ancak bu uzun vadede değişmeli. Merkeziyetsizlik, karar mekanizmalarının şeffaf olması ve sistemin bütün işlemlerinin blokzincirden takip edilebilmesini gerektirir. UST’nin kurucu ekibi bu anlamda hem merkezi bir ekip, hem de aldıkları önlemler şeffaf değil. Paranızın bir kısmını BTC yapmanız sizi merkeziyetsiz yapmaz. Bakalım ekip güveni tekrar kazanıp, UST’yi tekrar 1 ABD Doları seviyesine getirebilecek mi? İşleri oldukça zor görünüyor.

Not 1: Bu yazı ilk olarak 16 Mayıs 2022’de BTCHaber.com‘da yayınlandı

Not 2: Tüm yazılara Yazılar sekmesinden ulaşabilirsiniz

Genel not: Bu ve diğer yazılarımızın hiçbiri yatırım tavsiyesi değildir. Özellikle DeFi yani merkeziyetsiz finans sektörünün denetime tabi olmamasından dolayı klasik piyasalara göre çok daha riskli olabileceğini göz önünde bulundurun.